Vasilik xxx

Posted by / 20-Jun-2018 10:34

Vasilik xxx

Danıştay Tetkik Hakimi Burakhan Melikoğlu'nun Düşüncesi: Davalı idareler yanında davaya katılma isteminde bulunan İzsu Genel Müdürlüğünün temyiz isteminin reddi; davacı temyiz isteminin ise kabulü ile kararın bozulması gerekeceği düşünülmektedir. İclal Kutucu'nun Düşüncesi: Danıştay Altıncı Dairesinin 24.6.2009 günlü K:2009/7732 sayılı kararında yazılı savcı düşüncesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulü ile temyiz konusu daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Savunmanın Özeti: Danıştay Altıncı Dairesi'nce verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. maddesi de dahil tüm hükümlerinin uygulanmasının öngörüldüğü; diğer yandan Anayasanın, madenin aranması ve bulunduğu yerde çıkarılması faaliyetini kamu hizmeti olarak kabul etmek suretiyle kamu yararına bir faaliyet olarak gördüğü ve özel mülkiyete göre öncelik verdiği; bu bağlamda, madencilik faaliyetlerinin yapılması amacıyla, 2942 sayılı Yasa uyarınca yapılacak kamulaştırmalarda aranılacak yasal unsurun, kamulaştırma faaliyetinin kamu yararına olup olmadığının belirlenmesi olduğu, ancak yasada kamunun uğraması muhtemel zararın neler olduğunun saptanması yolunda bir zorunluluğa yer verilmediği; uyuşmazlık konusu olayda, altın madeninin, ekonomik kurallara dayalı olarak hızlı ve verimli bir şekilde yararlanılabilir değerlere dönüştürülmesi ve ulusal gelire etkin biçimde katkısının sağlanması, bu doğrultuda ülke ekonomisini güçlendirip kamusal hizmetlere akacak kaynakları zenginleştirme yolundaki yasal amacın gerçekleştirilmesine dönük olarak altın madeni sahasında yer alan üretim alanı, tesis inşaası ve sağlık koruma bandı için gerekli olduğu tespit edilen şahıslara ait taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu; proje için gerekli kamulaştırma aşamasında, altın madeninin ülke ekonomisine sağlayacağı ciddi ölçüdeki katkı, işletmenin bir an önce tam kapasite ile faaliyete geçmesi ve kesintisiz olarak üretimin gerçekleştirilmesi, mevcut ekonomik yapı, madencilik sektöründeki koşullar, üretim alanı ve projeye özgü durumlar da Bakanlar Kurulunca göz önünde tutularak tesisin faaliyet alanı ve sağlık koruma bandı için belirlenen alan içerisinde kalan parselin acele şekilde kamulaştırılmasına karar verilmesinde, işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılık görülmediği, kamu yararı bulunan ve acele kamulaştırma yoluna gidilen uyuşmazlık kapsamında, yasanın öngörmediği, kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun ortaya konulamaması ve kamu düzeninin ne şekilde bozulacağının açıklanamaması durumunun incelemeye konu edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Danıştay Altıncı Dairesi 24.6.2009 günlü, E:2008/722, K:2009/7732 sayılı kararıyla, Anayasanın 168. maddesine yer verdikten sonra, bu maddelerin temel amacının, kamusal ya da özel girişim ayırımı yapılmaksızın, doğal servetler ve kaynaklardan olan madenlerin, ekonomik kurallara dayalı olarak hızlı ve verimli şekilde yararlanılabilir değerlere dönüştürülmesi ve ulusal gelire yeterince katkılarının sağlanması olduğu; Maden Kanunu'nun söz konusu maddesine göre özel şahıs lehine yapılacak kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı içeren 27.Her ne kadar, Danıştayın yerleşik kararlarında, çevre, tarih ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyeti geniş yorumlanarak, özellikle yörede ikamet eden vatandaşların da dava açma ehliyetlerinin bulunduğunun kabul edildiği görülmekte ise de, kamulaştırma ve acele kamulaştırma işlemlerinin mülkiyet hakkına müdahale niteliğinde olmaları nedeniyle kamu yararını değil bireysel yararı ilgilendirdiği açıktır. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, tebligat işlemleri tamamlandığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine gerek görülmeyerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davacının vergi borçlarının tahsili amacıyla adına düzenlenen ödeme emirleri ile mükellefiyetin iptali istemiyle açılan davada; davayı kısmen süre aşımı, kısmen incelenmeksizin, kısmen de esastan reddine ilişkin vergi mahkemesi ısrar kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının taşınmaz mal edinmesi mali bir konudur ve Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları ile aynı kurallara tabi olduğu söylenemez. Bu işleyişin 51 inci maddede yapılan değişiklikle sağlanması ve dönemsel denetim raporlarının bu amaca ulaşmada tek başına yeterli olması mümkün "değildir.Bu itibarla, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün davaya katılma isteminin reddine dair ara kararı gerekçesinde hukuka uyarlık görülmemiş olup, İzsu Genel Müdürlüğünün davaya katılmasının hukuken olanaklı olup olmadığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinde öngörülen koşullar çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir. maddesi hükmü uyarınca, dava sonucunda verilecek hükmün, davanın taraflarından olmayan üçüncü kişinin hukuki durumunu etkileyebileceği durumlarda, hukuki yararın varlığı ve davaya katılma istemi kabul edilmelidir. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararının, mükellefiyetin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısma ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 30.5.1990 tarih ve E:1990/2, K:1990/10 sayılı kararında da belirtildiği gibi, vakıfların yükseköğretim kurumları açmaları ile Devletin yükseköğretim kurumu açması arasında bir farklılık gözetilmemekte farklılığın yalnızca vakıfların mali ve idari yönden kendine özgü bir sistem içinde bulunmalarından kaynaklanmakta ve kurucusunun farklılığı nedeniyle ayrıcalıklı hükümlere bağlı kılınmakta olup, Devlet yükseköğretim kurumlarında kurucu Anılan Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği gibi, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının kamu tüzel kişiliğine sahip oldukları tartışmasızdır. Ayrıca, şikayet ve ihbar başvuruları sonucu yapılacak olan işlemin denetim değil inceleme nitelikli bir görev olması bu başvuruların bakanlığımızca incelenmemesi halinde ise konunun Dernekler Kanunu uyarınca bizzat valilik ve İçişleri Bakanlığı tarafından çözümlenmesini gerektirecektir.maddesi uyarınca acele kamulaştırma işlemi yapılması için Bakanlar Kurulu Kararı alınmak üzere Bakanlık Makamından onay alındığı ve ülke ekonomisine ciddi ölçüde katkı sağlayacak altın madeninin bir an evvel tam kapasite ile işletmeye alınması ve kesintisiz olarak üretimin sağlanabilmesi amacıyla üretim alanı, tesis inşası ve sağlık koruma bandı için gerekli olduğunun tespit edildiği belirtilerek, günümüz iş hayatında mevcut olan ekonomik ve ticari şartlar ile Efemçukuru projesinin özgün koşulları da dikkate alınarak teklifin iletildiği ve bu teklifin kabulü ile dava konusu işlemin 2942 sayılı Yasanın 27. Her ne kadar, ve tarihlerinde tebliğ edilen günlü ve 1962 sayılı ile günlü ve 19643, 20950, 2091 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle tarihinde açılan davanın bu ödeme emirlerine ilişkin kısmı, gerek yedi günlük gerekse otuz günlük dava süreleri geçirildikten sonra açılması nedeniyle süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle reddedilmişse de, dosyada bulunan ödeme emirlerinde, bu işleme karşı başvurulacak yargı mercii veya idari makam gösterilmesine karşın başvuru süresinin gösterilmediği saptanmaktadır. Ancak bu kararımızın gerekçesinin, Yukarıda açıkladığım şekilde 6456 sayılı Kanunun 24’üncü maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek-7’nci maddesine eklenen fıkra olması gerektiği ve sadece bu gerekçeyle karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. maddesinde belirtilen, tüzük ve belgelerde kanuna aykırılık hallerinin, valilikçe örnekleri Bakanlığımıza gönderilecek belgeler ve Tüzük örneklerinden rahatlıkla saptanabileceği, bu durumun yeni bir inceleme veya teftişi gerektirmeyeceği, 55.maddesindeki durum kapsamında tesis edildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu işlem ile, altın madeninin işletilerek, ekonomik kurallara dayalı olarak hız, yön ve verimlilik koşullarıyla yararlanılabilir değerlere dönüştürülmesi ve ulusal gelire yeterince katkı sağlanması, ulusal ekonominin güçlendirilip kamusal hizmetlere akacak kaynakların zenginleştirilmesi amacına yönelik olarak kamulaştırmada kamu yararı bulunduğuna karar verilerek acelelik kararı alınmış ise de, altın madenine ilişkin ruhsat ve işletme izninin 20.4.1999 yılında 10 yıl süre ile verildiği, bu tarihten itibaren anlaşma yolu ile satın alma işlemlerinin gerçekleştirildiği, ancak anlaşma sağlanamayan taşınmaz malikleri hakkında ruhsat süresi de gözönünde bulundurularak işlemin tesis edildiği, işletmenin biran önce faaliyete geçmesinin sadece ekonomik yarar yönünden irdelendiği, ancak acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konmadığı anlaşıldığından, 2942 sayılı Yasanın 27. Bu durum, Anayasanın 40'ıncı maddesinin ikinci fıkrasına ilişkin gerekçede belirtildiği gibi son derece karışık olan mevzuat karşısında bireylerin yargı yeri ve idari makamlar önünde haklarını sonuna kadar arayabilmelerini olanaklı kılmak amacıyla öngörülen zorunluluğa aykırı ve dolayısıyla, Anayasanın 36'ncı maddesinde öngörülen hak arama hürriyetini sınırlayıcı bir sonuç doğurmuş ve Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunmasını düzenleyen 40'ıncı maddesine açıkça aykırılık yaratmıştır. KARŞI OY XX- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun başlıklı 30’uncu maddesinde, kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak haklarının diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamayacağı, taşınmaz mala; kaynak veya irtifak hakkına ihtiyacı olan idarenin, 8’inci madde uyarınca bedeli tespit edeceği, bu bedel esas alınarak ödeyeceği bedeli de belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvuracağı, mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya altmış gün içinde cevap vermez ise anlaşmazlığın, alıcı idarenin başvurusu üzerine Danıştay ilgili idari dairesince incelenerek iki ay içinde kesin karara bağlanacağı hükümlerine yer verilmiştir. maddede belirtilmiş olan yasaya muhalefet hallerinde de kuruluş üyelerinden birinin mahkemeye başvurma hakkı olduğu gibi Bakanlığımız veya ilgili valiliklerce başvurulması veya duyum alınması hallerinde 1'inci fıkra yönünden 51/1 inci maddedeki düzenlemenin yeterli olacağı, 2 nci fıkra yönünden ise hakkında ihbar bulunan kişinin mahkumiyet durumunun Bakanlığımızca ilgili kuruluştan adli sicil kaydı getirilmek suretiyle saptanabileceği.

Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır. Bu durum, Anayasa Mahkemesinin günlü ve E.2003/67, K.2003/88 sayılı kararında; hukukun üstünlüğünün egemen olduğu ve bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanmasının, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullarından olduğu ve hukuki güvenliğin, statü hukukuna ilişkin düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak, açık ve belirgin hukuk kuralları yürürlüğe koyup, uygulayarak sağlanacağı şeklinde ifade edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait Fatih İlçesi, Yedikule Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30’uncu maddesi uyarınca Plato Meslek Yüksekokuluna devri isteminin incelenmeksizin reddine tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. maddesinde belirtilen çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izleme, denetleme ve teftiş etme görevlerinin devlet adına Bakanlığımıza verilmiş olmasına ilişkin hükümler, sendikaların denetimine ilişkin esası koyan 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 47.Nitekim anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanunun önceki hükümlerine uyulmasının çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemlerin sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir. Bu bağlamda, Devletin bir kurumu olan gümrük idaresinin de kurduğu idari işlemlerde; işleme karşı başvurulacak kanun yolunu, idari mercii ve başvuru süresini göstermesi gerekmekte olup, bu gereklilik, ilgili makamların takdirinde olmayıp, en üst hukuki norm olan Anayasanın bağlayıcılığının zorunlu bir sonucudur. KARŞI OY X- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Vakıflar tarafından kuruluna yükseköğretim kurumlarının 2942 sayılı Kanunun anılan 30’uncu maddesi kapsamındaki taleplerinin reddedilmesi üzerine daha önce ortaya çıkan uyuşmazlıkların esasları incelenerek, Dairemizin 16.3.2012 tarih ve E:2011/2224, K:2012/421, 29.3.2012 tarih ve E:2012/474, K:2012/526, tarih ve E:2012/1589, K:2012/1649, 15.9.2011 tarih ve E:2011/995, K:2011/1271 sayılı kararlarıyla sonuçlandırılmıştır. maddesine göre genel hüküm niteliğini haiz olduğu, genel hüküm ile özel hükmün çatışması halinde aynı konudaki özel hükmün öncelikle geçerli olacağı.Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca yapılacak olan kamulaştırma işlemlerinde acele kamulaştırma yoluna başvurulabilmesi için, işletme sahibi özel girişimcinin yararının değil, belli süreli maden işletme çalışmaları konusunda gerçekleşecek olan kamu yararının karşılanması gereksiniminin, taşınmaz malikinin yararından üstün olması ve acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerekmektedir. Diğer yönden, uygulama yasalarında bu zorunluluğu öngören bir düzenleme bulunmayan durumlarda, Anayasanın 40'ıncı maddesinin ikinci fıkrasının, doğrudan uygulanabilirliği sorunu yönünden de değerlendirilme yapılması gereklidir. Dairemizin anılan kararlarında uygulanan mevzuat ile bu dosyada uygulanan mevzuat arasındaki yegane farklılık ise, 3.4.2013 tarihinde kabul edilen 6456 sayılı Kanunun 24’üncü maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek-7’nci maddesine eklenen fıkradır. Anayasa değişikliğine paralel olarak 2821 sayılı Kanunun 47.Değinilen kamu yararının ise, genel kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Bilindiği gibi Anayasa kuralları, kural olarak doğrudan uygulanacak hükümlerden olmayıp, yasalarda gerekli düzenlemeler yapılarak yaşama geçirilirler. Bu ek fıkra hükmü ile vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının kamulaştırma yoluyla taşınmaz edinemeyecekleri öngörülmüştür. maddesinde yapılan değişiklikle devletin sendikaları ve konfederasyonları idari ve mali yönden denetlemesi yetkisine son verilmiş olması, sendika ve konfederasyonların işçi istihdam etmeleri halinde gerek işin yürütümü gerekse işçi sağlığı ve iş güvenliği yönlerinden yukarıda belirtilen yasa hükümlerine dayanılarak Bakanlığımızın denetlenmelerini sona erdirmediği esasen anılan yasa hükümleri ile verilmiş olan denetim yetkisinin işyeri denetimi ile ilgili olup, işçi istihdam etmeleri halinde diğer işyerleri gibi denetlenebileceği, Bu itibarla; Sendikalar Kanununa göre genel kanun niteliğinde olan Dernekler Kanunu ve Medeni Kanun hükümlerinin sendikalar ve konfederasyonlar yönünden uygulanabilirliği, genel hükümlerin sendikaların amaç ve özelliğine aykırı olmaması ile aynı konuda Sendikalar Kanununda hüküm bulunmaması gibi iki önkoşula bağlı olup, Sendikalar Kanunu'nun 47.İstisnai bir yöntem olan, acele kamulaştırmada, kamu düzenine ilişkin olan acelelik koşulunun bulunup bulunmadığının tespitinin ise, ancak, acele kamulaştırma yoluna gidilmediği takdirde kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konulmasına bağlıdır. Ancak, öğretide ve Anayasa Mahkemesinin kimi kararlarında, yürürlüğe konulması gereken yasal düzenlemede yer verilmesi gereken konuların anayasa metninde açıkça kurala bağlandığı durumlarda, bir özel yasa ya da yürürlükteki yasalarda uygun değişiklik yapılması gerekmeksizin anayasa hükümlerinin doğrudan uygulanacağı kabul edilmektedir. Dolayısıyla vakıf yükseköğretim kurumlarının, hangi ihtiyacının karşılanmasına yönelik olursa olsun, özel mülkiyete konu bir taşınmazı kamulaştırma yoluyla kendi mülkiyetlerine katma olanağı kalmamıştır. maddesinde idari ve mali denetimlerine ilişkin özel hüküm bulunduğuna göre, 2908 sayılı Dernekler Kanunu'nun "Genel Denetim" başlıklı 45.

Vasilik xxx-17Vasilik xxx-9Vasilik xxx-72

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün, altın madeni sahasında kamulaştırılacak taşınmazı bulunmadığına ve burada bulunan taşınmazlardan herhangi birinin paydaşı olmadığına göre, davacının taşınmazının acele kamulaştırılmasına ilişkin işleme karşı açılan davada verilecek olan hükmün anılan Genel Müdürlüğün hukuki durumunu etkileyecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Temyiz edilen kararın; günlü ve 5242 ve 5327 sayılı, günlü ve 5409 ve 5514 sayılı, günlü ve 57 sayılı, günlü ve 57 sayılı, günlü ve 6423 sayılı, günlü ve 11549 sayılı ile günlü ve 6042 sayılı ödeme emirleri yönünden davanın reddi yolundaki ısrar hükmü aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Ancak, kamu tüzel kişiliğine sahip olmak, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının da Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumlarının sahip olduğu mali hak ve yetkilere sahip olduğu anlamına gelmez. Açıklanan nedenlerle; 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 4277 sayılı Kanun ile değişik 47 nci maddesi ile sendika ve konfederasyonların denetim yetkisinin "Denetleme Kurulları ve Denetçilere" bırakıldığı gerekçesi ile Bakanlığımızın sendika ve konfederasyonlar üzerinde inceleme ve denetleme yetkisinin bulunup, bulunmadığı konusunda Bakanlığımızda iki görüş ortaya çıkmış bulunmaktadır.

One thought on “Vasilik xxx”

  1. If I did have some goals in mind, like qualifying for a mortgage, I would first want to have a strategy for all other debts in place, and not just settle the LVNV account because it is a great offer.

  2. In the Manhattan of gin, jazz and speakeasies, Evelyn Lockhart is determined to follow her dream to study obstetrics, even if it means turning her back on her family and the only life she's ever known.

  3. (MF, 1st, rom) Adam's Big Brother - by Anon - A teen lover enjoys his role as a 'big brother' when he meets Adam a small twelve year old boy and takes him under his wing.